İbrahim Kaya’nın, İçimdeki Melodi isimli romanı bu hafta Kalan
Yayınları’ndan çıktı. Yazar ile eseri hakkında bir söyleşi yaptık.
Merhaba İbrahim Bey. Yeni eseriniz hayırlı olsun. Öncelikle sizi
okurlarımıza tanıtarak başlamak istiyorum. İbrahim Kaya kimdir?
Merhabalar, öncelikle sizlere özverili çalışmalarınızdan dolayı teşekkür
etmeden geçmek haksızlık olur. Her yazarınızın yanında olduğunuz gibi
benimde yanımda olduğunuz için çok teşekkür ederim. İnsan kendini
anlatmakta zorlanırmış benimkisi de tam olarak bu durum aslında. Kısaca
güzel bir çocukluğun ardından bu zamana kadar sanat ve müzik hep
hayatımda oldu, belki de bir kitap yazma istediğim böyle gelişti. Şimdi
ise İzmir’de, daimi işim olan dental implant sektöründe çalışma hayatıma
devam ediyorum.
“İçimdeki Melodi” ilk basılı eseriniz. Düşünce ve duygularınızı öğrenmek isterim.
Tarifi çok zor. Basılmış halde elime geçene kadar hayalden ibaretti.
Kitabı elime alıp kendi ismimi gördüğümde sanırım başardım dedim.
Herkese tavsiyem hayallerinizin peşini asla bırakmayın.
“İçimdeki Melodi” kurgu mu yoksa gerçek bir hikâyesi mi var?
En çok sorulan sorulardan birtanesi. Yarı kurgu, yarı gerçek diyebiliriz. Zaten, her kugunun içinde bir gerçeklik yok mudur?
Birbiriyle bağlantılı iki sorum olacak. 1) Bu romanı yazarken
motivasyon kaynağınız neydi? 2) Romanı yazarken zorlandığınız sahneler
hangileri oldu?
1) Bunu bir sebebe bağlamak zor. Çünkü, kimi zaman tek bir şarkı, kimi
zaman gördüğüm bir insan, kimi zaman da yaşadığım bir an motivasyonum
olmuştur.
2) En çok zorlandığım romanın ikinci bölümüydü. Çünkü, ikinci bölüm
hissiyatın önde olduğu bir bölüm ve bunun okura tam geçmesini istediğim
için bayağı zorlanmıştım.
Poyraz ile Melodi’nin aşklarını çok güzel betimlemişsiniz.
Gerçek hayatta Poyraz ile Melodi gibi aşkların sürdüğüne inanır mısınız?
Zor gibi görünse de inanıyorum. Aşk dediğiniz şey bence anlayış ve
birbirini dinleyen kişilerden oluşuyor. Bunu başarabildiğimiz zaman
Poyraz ve Melodi’ye eşlik etmememiz için bir neden olmadığına
inananlardanım.
Romanı okurken şu sözün altını çizdim. Yazara mutlaka sor diye de not almışım: “Hayattan ne isterseniz isteyin, size bahşedildiği kadarını alırsınız.” cümlesi kadercilik mi yoksa hayatın gerçekliği mi? Nasıl yorumluyorsunuz?
Şu kelimeyi çok duyarız ”Hayattan İsteyin” ama hayattan her isteğimizin olmadığını anladığımızda gerçekliğe dönüp bize sunulan hayata tutunmaya çalışırız. O yüzden aslında kadercilik dediğimiz şey de hayatın ta kendisi.
Üzerinde çalıştığınız yeni bir proje var mı? Varsa bu ne zaman okurla buluşur?
Üzerine çalıştığım bir projem var. En kısa sürede tamamlamayı planlıyorum.
Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Okurlarınız bol olsun.
Ben teşekkür ederim.