Nurten Ege, çocuk gelişimi uzmanı olmasının yanı sıra, uzun yıllara
dayanan tecrübesiyle direksiyon eğitmeni olarak da pek çok insanın
hayatına dokunmuş bir isim. Şimdi ise, tüm bu birikimini ve yaşam
tecrübelerini kaleme aldığı ilham verici kitabıyla okurların karşısında.
“Yapamam” Diyenlere Cevabım Var adlı eseri, Kalan Yayınları etiketiyle
yayımlandı. Bu söyleşide, yalnızca bir yazar olarak değil; aynı zamanda
bir eğitici, bir yol gösterici ve güçlü bir kadın olarak Nurten Ege’nin
sesine daha yakından kulak veriyoruz. Yazma serüvenini, kitabının
ortaya çıkış sürecini ve bu süreçte içinden geçtiği duyguları
kendisinden dinliyoruz. Nurten Ege ile ilham dolu sohbetimize
başlıyoruz…
1. Öncelikle eseriniz hayırlı olsun Nurten Hanım. Sizi tanımakla başlamak istiyorum. Nurten Ege kimdir?
Teşekkür ederim, çok naziksiniz.
Ben Nurten Ege. Yıllarını önce çocuk gelişimine, sonra direksiyon
eğitimine adamış bir kadınım. Ama mesleklerimin çok daha ötesinde;
anlatacak sözü, tutacak eli, gösterecek yolu olan biriyim. Beni
tanımlayan en güçlü şey sabrım oldu hep. Çünkü sabır, hem çocuklarla hem
de trafikte insanı insan yapan yegâne erdem. Şimdi ise kelimelerle
dokunuyorum hayatlara. Bir öğretmen, bir eğitmen ve kalbiyle yazan bir
kadın olarak buradayım.
2. “Yapamam” Diyenlere Cevabım Var isimli kitabınızı
beğenerek okudum. Sanırım eseri ilk okuyanlardan biriyim. İlk basılı
eseriniz olduğu için mutlu, heyecanlı ve gururlu olmalısınız.
Duygularınızı öğrenmek isterim.
Gerçekten tarif etmesi çok zor bir duygu… Kalbimle, emeğimle,
yaşanmışlıklarımla yazdım bu kitabı. Her satırı, yıllardır içimde
taşıdığım duyguların dışa vurumu oldu. İlk defa kâğıda dökülen bir
hayalin somutlaştığını görmek… Evet, hem çok gururluyum hem de inanılmaz
duygulanıyorum. Ama en çok da şunu hissediyorum: “Doğru yoldayım.”
3. İlham verici olan bu kitabı yazma fikrinin nasıl ortaya çıktığını merak ediyorum.
Yüzlerce kadına eğitim verdim. Kimisi ağlayarak geldi, kimisi “ben asla
yapamam” diyerek… Ama hepsi, doğru bir inançla neler başarabileceklerini
kendi gözleriyle gördü. Bu deneyimler içimde bir şeyleri mayaladı.
Artık sadece direksiyon başında değil, kelimelerle de eşlik etmek
istedim onlara. Çünkü bazen bir kitap, insanın hayatını bir direksiyon
kadar değiştirebilir.
4. Hayatta her insan bazen kendine ‘Yapamam’ der. Özellikle
kadınlar için bu, içten gelen bir sesle mücadele etmek anlamına
gelebilir. Siz hayatınızda ilk kez ne zaman ‘Yapamam’ dediniz? Sonra ne
oldu?
Ben de dedim… Özellikle ilk kez yedek pedalsız bir arabayla direksiyon
dersi verirken içimden “Ya yapamazsam?” dediğimi çok net hatırlıyorum.
Ama bu cümleyi sesli söylemedim. Çünkü benim korkum öğrencime geçerse o
da kendine güvenemezdi. İşte o gün anladım; bazen başkalarına cesaret
verebilmek için, kendi korkunu bir süreliğine susturman gerekir. O gün
‘yapamam’ demedim ve gerçekten yaptım.
5. Çok derin, tarihi, köklü ve geniş bir kültürümüz var.
Sizce kültürümüz, insanımıza daha çok ‘Yapabilirsin’i mi aşılıyor yoksa
‘Yapamazsın’ı mı?
Ne yazık ki hâlâ “Yapamazsın” daha çok fısıldanıyor kulaklara. Özellikle
kız çocuklarına… “Kız kısmı şöyle oturur, böyle kalkar.” “Sen yapma,
sen karışma.” Bu cümlelerle büyüyen bir kadın, kendine inanmaya ne zaman
başlayacak? Ama biz bu kültürü dönüştürebiliriz. Her “Yapabilirsin”
cümlesi, zincirlerden birini daha kırar.
6. Kitabınızın arka kapağında ‘Sen hiç tanımadığın kadar
güçlüsün’ diyorsunuz. Kadınların gerçek gücünü fark etmesi bazen yıllar
alabiliyor. Sizce bir kadının kendi gücünü keşfetmesi için yapması
gerekenler neler?
Önce susmamalı. Sonra kendini ertelememeli. Biz kadınlar hep birilerine
öncelik veriyoruz. Evlat, eş, anne, iş… Ama bir gün durup aynaya bakmalı
ve kendine şu soruyu sormalı: “Ben kimim?” Cevabı bulduğunda ise
korkmadan yürümeli. Gücünü keşfetmek için illa dev adımlar atmak
gerekmez. Bazen bir kursa yazılmak, bazen ‘hayır’ diyebilmek bile bir
dönüm noktasıdır.
7. Bu kitap sadece kişisel bir hikâye değil, toplumda
kadınların sesinin bastırılması gibi önemli bir konuya da değiniyor.
Kamuoyunda bazıları kadınların sesinin bastırıldığı günlerin eskide
kaldığını, kadınların artık daha özgür ve mutlu olduğunu söylüyor. Bu
fikre katılır mısınız?
Bir kısmı doğru olabilir ama tamamı değil. Büyük şehirlerde daha özgür
görünsek de kırsalda, evlerde, aile içinde hâlâ bastırılan çok ses var.
Kadının sesi sadece sokakta çıkmaz; bazen kendi odasında bile
susturulur. O yüzden bu mesele geçmiş değil, hâlâ çok güncel.
Görmediğimiz yerlerde suskun kalan nice kadın var. Onların sesi olmak da
bizim sorumluluğumuz.
8. Sizce kadınların hukuk sisteminde daha güçlü bir yer edinmesi için neler yapılmalı?
Öncelikle yasaların uygulanması konusunda samimi olunmalı. Kadına
yönelik şiddet hâlâ caydırıcı cezalarla değil, “töre” gibi bahanelerle
geçiştirilebiliyor. Hukuk sadece yazıda değil, zihniyette de güçlü
olmalı. Kadın cinayetlerinde “iyi hal indirimi” gibi trajikomik
uygulamalar sona ermeli. Ayrıca kadınların hukuki süreçlerde yalnız
kalmaması için ücretsiz danışmanlık ve destek sistemleri
yaygınlaştırılmalı.
9. “Yapamam” Diyenlere Cevabım Var’ın yayımlanmış olması
sanırım size iyi bir moral olmakla kalmadı, kendinize olan inancınızı da
güçlendirdi. Bu durumda şu soruları size sormak isterim: 1) Üzerinde
çalıştığınız yeni bir proje var mı? 2) Varsa bu da kadın hakları temalı
mı olacak?
Evet, bu kitap bana da aynada daha cesur bir yüzle bakmayı öğretti. Şu
anda ikinci kitabım üzerinde çalışıyorum. Yine bir kadın hikâyesi ama bu
kez biraz daha derin, biraz daha “içerden”… Çünkü biz kadınlar sadece
görünür mücadeleler vermiyoruz, görünmeyen savaşlarımız da var. Onları
anlatacağım. Aynı zamanda eğitim videolarım, sosyal medya içeriklerim ve
belki de bir eğitim setiyle daha fazla kadına ulaşmayı planlıyorum.
10. Söyleşiyi sonlandırırken zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Okurlarınız bol olsun.
Ben teşekkür ederim. Bu söyleşi aracılığıyla sesimi daha çok kadına
ulaştırabildiysem ne mutlu bana. Çünkü bu kitap benim değil, bizim
sesimiz… Hep birlikte daha özgür, daha güçlü yarınlara.