SÖYLEŞİ: Aslı Kemal Gürbey
Sevgili okurlarımız;
Bu söyleşimizde İçimde Solan Gül adıyla şiirlerini okurlarıyla buluşturan Mahmut Şahin’i konuk ediyoruz.
Kalan Yayınları etiketiyle yayınlanan Mahmut Şahin’in “İçimde Solan Gül” adlı kitabı da tam olarak sessiz çığlıkların, derin sızıların şiirle buluşmuş hâli gibi. Kelimeleriyle yaraya dokunan, suskunluklara anlam yükleyen bu yolculukta, biz de Mahmut Şahin’in iç dünyasına, şiirle kurduğu bağa ve edebiyatla şekillenen hayatına kısa ama içten bir yolculuk yaptık, buyurun söyleşimize.
Öncelikle kitabınız için sizi kutluyorum, hayırlı olsun dileklerime sizi tanımakla başlamak istiyorum. Mahmut Şahin kimdir?
Öncelikle şahsınıza ve yayınevinize gösterdiğiniz ilgi ve alaka için içten teşekkürlerimi sunuyorum.
- 1967 yılının soğuk bir şubat gecesinde Gümüşhane’nin Kelkit İlçesine bağlı Gödül Köyü’nde doğmuşum. Oldukça kalabalık bir aile çocuğuyum. Birçok köylü çocuğu gibi yoksulluk içinde geçen, ıskalanmış çocukluk yılları… İlkokulu köyümde ortaokul ve liseyi Malatya Akçadağ Öğretmen Lisesi’nde yatılı olarak tamamladım. Tabi o yıllar, kitap okuma, şiir ve edebiyatla meşguliyet bakımından oldukça farklı yıllardı. Daha sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldum. Değişik yerlerde, değişik liselerde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak çalıştım. Şimdilerde Kelkit Abdulhamit Han Anadolu İmam-Hatip Lisesi’nde öğretmen olarak çalışmaktayım.
"İçimde Solan Gül" oldukça içli ve hüzün yüklü bir isim. Bu kitabın çıkış noktası neydi? Sizi bu şiirleri yazmaya iten duygular nelerdi?
- Açıkçası “İçimde Solan Gül” ifadesinin bende derin bir izi var: Öğretmenliğimin ilk yıllarıydı. İlçemizde bir gencin intiharı sonrası çok etkilenmiştim. Bunun üzerine Ali Haydar Haksal’ın sahibi olduğu İstanbul’da yayımlanan “Yedi İklim” Kültür ve Edebiyat Dergisi’nde bu isimle, bu intiharı konu edinen bir denemem, belki anlatı demek daha doğru olur, yayınlanmıştı. Sonrasında benim de izah edemediğim bir biçimde bu ifade hep benimle oldu.
Günümüzde şiir, günlük hayatlarımızdan haylidir çekilmiş olsa da şiirle uğraşımı hiç bırakmadım. Dergilere göndermeye ara vermiş olsam da şiirle hep iç içe oldum. Bazılarını sosyal medyada paylaşıyordum. Bu vesileyle birçok şair ve yazar dostumdan şiir ve edebiyata aşina arkadaşlarımdan, şiirlerimi kitaba dönüştürmem hususunda telkinler aldım. Bu beni biraz olsun cesaretlendirdi. Biraz da telaşlandırdı desem yanlış olmaz. Zira Yayınevlerinin şiir dosyalarına yaklaşımları oldukça mesafeliydi. Nihayetinde Kalan Yayınevi’yle irtibata geçerek şiirleri kitaba dönüştürmüş olduk. Umarım haylice metalikleşmiş olan bu zamanda isabetli bir karar olmuştur.
Şiir sizin için bir ifade biçimi mi, bir sığınak mı, yoksa bir direniş mi? Yazarken sizi en çok ne motive ediyor
—Aslında şiirin ne olduğu hatta ne olmadığı hususunda, geçmişten günümüze çok şeyler söylendi, yazıldı. Birçok izah tarzı, kişisel yaklaşımlarla sınırlı kaldı; belki öyle de olmalıydı. Çünkü insanın duygusal yanına hitap ediyordu daha çok. Bu yüzden olmalı ki herkes için başka bir şey ifade etti şiir.
Benim için şiir… Cevaplaması oldukça zor bir soru. Çünkü o kadar halden hale giren, her an başka bir tesirde bulunan, çok farklı dokunuşlarla kendini hissettiren bir şeyden bahsediyoruz ki. Sınırlı bir izah, daima dışarıda birçok şeyi bırakır hale geliyor. Zira şiir, bazen bir çığlık belki, bazen bir suskunluk, bazen bir mahkûmiyet, bazen bir kurtuluş, hatta uzun murakabe ve muhasebeler sonucunda ulaşılmış bir durak… Belki bir yola düşmek, elini ayağını kanatmak belki, huzursuz olmak veya huzura kavuşmak... Daha birçok şey söylemek mümkün. Mesela bazen bir kaçış fazlasıyla kirletilmiş bu dünyadan. Daha nezih, daha suhuletli, daha serin ortamlara…
Şiir yazmamı tetikleyen, bu uğraş için motive eden tarifi muhal çok farklı etkenler var aslında. Okuduğum bir yazı mesela… Dinlediğim bir haber, şahit olduğum gündelik bir olay mesela… Duyarlı her insanı etkileyen hadiseler, durumlar vb.
Kitabınızdaki şiirlerde zaman zaman melankoliye, zaman zaman da ince bir umut ışığına rastlıyoruz. Bu dengeyi kurarken nelere dikkat ettiniz?
—Esasen şiir yazarken herhangi bir denge gözetiyor değilim. O, kendiliğinden oluşan bir şey. İçten geldiği gibi. Zaten öyle olunca şiir, kendine özgü bir yapıya kavuşuyor. Evet değişik koridorlara girdiğim, değişik konulara yöneldiğim tespiti oldukça doğru bir tespit. Zaten insan da böyle bir hayata maruz kalmıyor mu? Bazen seversin, bazen küsersin, bazen kalabalıklara karışırsın, bazen yapayalnız kalırsın, bazen de kaçıp başka başka diyarlara sığınırsın.
Zaten hassas ve duyarlı insanların tarihsel kaderi bu. Kucağında yaşadığın toplumun her hali ilgilendirir seni. İstesen de istemesen de. Sen toplumsal hadiselerle ilgilenmesen de onlar seninle ilgilenir. Ancak her zaman yapılabilecek şeylerin olduğunu, umudu asla kaybetmemek gerektiğini unutmamak gerek.
Edebiyat dünyasında ya da şiirde size ilham veren şairler kimler oldu? Kendi şiirsel yolculuğunuzu onlardan nasıl ayrıştırırsınız?
-Bizim kuşak, şiirle, edebiyatın diğer alanlarıyla daha iç içe ve de ilgili bir kuşaktı. Belki de zamanın ruhu öyleydi. Çünkü okumak, sanatla ve fikirle ilgilenmek bir iklim meselesidir. Kitap okuma olmazsa olmazlardandı bizim kuşak için. Hele şiire başka türlü bakılırdı o zamanlar. Zamanla bu ruhu kaybettik.
Edebiyatta ve şiirde beni de etkileyen birçok yazar ve şair oldu. Şiirde Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Sezai Karakoç, Attila İlhan, İsmet Özel, Ahmet Arif, Ahmet Hamdi Tanpınar ve daha nicelerini sayabiliriz.
İsimlerini zikrettiğim şairlerin şiir yolculukları, benim anlayabildiğim kadarıyla dünya görüşlerine oldukça uygun. Ben daha önce de bahsettiğim gibi şiirde her çeşit koridora girmekten yanayım. Şairin kendini bir dünya görüşüyle sınırlamaması gerek diye düşünüyorum. Bu yüzden “İçimde Solan Gül” kitabımdaki şiirler dikkatli okunduğunda beni, çok farklı hayat görüşlerine yakıştırabilirler. Ama ben bunların hiçbirinin sadece kendisi değilim. Bu belki de şiirde sınır sevmediğimdendir.
Düz yazıda da birçok yazardan derin bir biçimde etkilendiklerim oldu. Bunları sayacak değilim. Ancak beni en çok etkileyen ve alt üst eden isim Cemil Meriç oldu. Şair, öykücü ve romancı değildi. Ama bence bunların hepsi, hatta daha fazlasıydı. O’nun üslubuna benzer bir üslup çok az bulunur.
Günümüz şiirlerini nasıl buluyorsunuz?
—Gerçekçi olmak gerekirse günümüz şiirlerinin pek azını sevebildim. Kültür edebiyat dergilerinin yayın yönetmenleri yayımlamaya değer buldukları şiirleri nasıl belirliyorlar anlayamıyorum. Zaten yayınevleri şiir kitabı basma konusunda oldukça isteksiz. Belki onların da kendilerince haklı gerekçeleri vardır. Ama dergilerde ve sosyal medyada yayımlanan şiirlerin bir kısmı ısmarlama bir kısmı da kilitli geliyor bana. Bazısı bütün kapılarını okuyucuya kapatmış, bazısı da istek üzerine yazılmış intibaı veriyor bana. Tabi bütün bunların yanında çok güzel şiirler de yok değil. Ama bunlar da oldukça azaldı. Zaten bazı şairler de meydanlardan tamamen çekilir oldular.
"İçimde Solan Gül" ile okurun kalbinde nasıl bir iz bırakmak istersiniz? Bu kitabı okuyan biri, son sayfayı kapattığında ne hissetsin istersiniz?
—Okuyucunun oldukça özgür olmasını istesem de bu kitaptaki şiirleri okuyanların, yapmaya çalıştığım atıfları ve telmihleri düşünmelerini ve anlamaya çalışmalarını isterdim. Esasen çok kilitli ve kapalı şiirler olmadıklarını düşünüyorum. İçinde yaşadıkları toplumun neleri kaybettiğini, yaşanan onca sosyal ve siyasal olayı peşin hükümsüz düşünüp yorumlasınlar isterdim. Yaşadığımız asrın mahiyeti hakkında uzun uzun düşünmelerini isterdim. Son sayfayı kapattıklarında biraz olsun duygudaşlık yapmalarını, memleketimizin farklı yerlerinde, her insanın başka türlü öyküler yaşadıklarını hissetmelerini isterdim. Az da olsa insan sıcağını hissetsinler isterdim.
Son olarak yayınlayacağınız başka eserler var mı, varsa bir takvim verebilir misiniz?
-Şimdilik başka eserler konusunda bir şey diyemem; ama şiirle uğraşımın asla bitmeyeceğini belirtmek isterim.
Gösterdiğiniz ilgi ve alaka için sizlere ve okurlara saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Günleriniz şiir tadında olsun. Hoşça kalasınız, hoşnut olasınız…