1,500.00 ₺ ve Üzeri Alışverişlerinizde Kargo Bedava!
Ali Rıza Demir: “Kilikya Yolu, Son Altı Yıldır Gecemi Gündüzüme Katan Bir Tutkuya Dönüştü.”
Buradasınız: Anasayfa / Blog
5 Mayıs 2026, Salı
Ali Rıza Demir: “Kilikya Yolu, son altı yıldır gecemi gündüzüme katan bir tutkuya dönüştü.”
Ali Rıza Demir: “Kilikya Yolu, son altı yıldır gecemi gündüzüme katan bir tutkuya dönüştü.”

Söyleşi: Aslı Kemal Gürbey

Köklü bir geçmişe sahip Kalan Yayınları etiketiyle yayımlanan Antikçağ’dan Günümüze Bir Kültür Rotası: Kilikya Yolu (145 sayfa), Ali Rıza Demir’in yalnızca bir gezi rehberi değil, aynı zamanda tarih, hafıza ve mekân arasında kurulan çok katmanlı bir keşif, anlatı ve tanıklık denemesi olarak öne çıkıyor. Yazar, doğa yürüyüşleri ve dağcılık faaliyetleriyle sahaya inerek bu eseri beş yıllık yoğun bir keşif sürecinin ürünü olarak inşa ediyor.

Kitap, 575 kilometrelik Kilikya Yolu’nu yalnızca bir rota olarak değil, “taşın ve suyun hafızası”nı taşıyan bir kültür köprüsü olarak ele alıyor; Hititlerden Roma’ya, korsan anlatılarından Yörük göç yollarına kadar uzanan geniş tarihsel katmanları, doğa yürüyüşü pratiğiyle birleştiriyor. Eserde, “Kilikya sadece bir coğrafya değil; insanlık tarihinin kesintisiz bir özetidir” yaklaşımı, mekânın bir anlatı öznesine dönüştüğü güçlü bir perspektif sunarken; saha deneyimlerinin (“yaban domuzlarıyla burun buruna gelmek”, “makilerde kaybolmak”) anlatıya dâhil edilmesi metni hem belgesel hem edebî bir tona taşıyor. Bu bağlamda eser, modern insanın doğayla ve geçmişle kopan bağını yeniden kurma çabasını temsil eden, yerel olanı evrensel bir anlatıya dönüştüren özgün bir kültür metni olarak okunabilir.


Kitabınız hayırlı olsun Ali Rıza Bey. Önemli bir eser ortaya koyduğunuz için sizi kutlarım. Söyleşimize sizi tanıtarak başlamak istiyorum. Ali Rıza Demir kimdir?

Ali Rıza Demir, öğretmen iken sınıfta, idareci iken okulda, şimdi ise kurmuş olduğum kulüpte doğa yürüyüşleri, kampçılık, dağcılık (trekking – hiking) branşlarında araştıran, geliştiren, kamusal projeler ve sosyal sorumluluk projeleri yapan; gündüz Torosların geçit vermeyen makiliklerinde ve zirvelerinde, akşamları ise ekran karşısında günlüklerini yazmaya devam eden bir eğitimcidir.


Kilikya Yolu gibi kapsamlı ve çok katmanlı bir projenin ortaya çıkışı, çoğu zaman yalnızca teknik bir planlamanın değil, derin bir motivasyonun ve kişisel bir arayışın sonucudur. Sizin hikâyenize baktığımızda da benzer bir durum görüyoruz. Bu noktada sormak isterim: Kilikya Yolu projesi hangi düşünce veya ihtiyaç hissiyle ortaya çıktı?

Kilikya Yolu her şeyden önce ekip çalışması ile ortaya çıkan bir projedir. Yaklaşık 15 yıldır Mersin’de trekking ve hiking faaliyetleri yapmaktayım. Zaman zaman da ülkemizin farklı dağlarına tırmanışlar yapmaktayım. Likya Yolu, Karia Yolu, Hitit Yolları’nı yürüdüm; bu yolların hikâyelerini dinledim. Vahap Seçer gibi vizyoner bir belediye başkanının olması, Kilikya Yolu projesini ortaya çıkarmıştır.


Ali Rıza Bey, eserinizin kapak görselini beğendim; akıcı ve sahici anlatım dilinizle okuru yormadan derinleştiren, yer yer edebî bir tat bırakan yazma üslubunuz da hoşuma gitti. Metni destekleyen görseller, haritalar ve saha fotoğraflarını da yerinde kullanılmış buldum; bu sayede okurun zihninde güçlü ve somut bir yolculuk deneyimi kurulmuş oluyor. Bu başarılı bütüncül yapı, kitabı yalnızca okunur değil, aynı zamanda “yaşanır” kılıyor. Bu sizin basılı ilk eseriniz Ali Rıza Bey. Dolayısıyla mutlu, heyecanlı ve kendinizle gurur duyuyor olmalısınız. Neler söylemek istersiniz?

Kilikya Yolu, son altı yıldır gecemi gündüzüme katan bir tutkuya dönüştü. Çok emek verdim. Birçok anı biriktirdim. Bu altı yıllık birikimlerimi yazıya dökerek kitaplaştırmak çok güzel bir duygu.


38 parkurdan oluşan Kilikya Yolu’nda, beş yıl boyunca sahada, zaman zaman 40 derecelik kavurucu sıcakta, zaman zaman da zorlu arazi ve doğa koşullarıyla mücadele ederek ilerlediğiniz bu keşif sürecinde; yaban hayatıyla karşılaşmalar, makiler arasında kaybolmalar ya da aracınızın arazide mahsur kalması gibi pek çok fiziksel sınavdan geçtiğinizi anlatıyorsunuz. Tüm bu deneyimler içinde sizi en çok zorlayan, hatta “burada sınırlarımı gerçekten test ettim” dediğiniz an hangisiydi?

Öncelikle son beş yıl içinde haftada ortalama 3-4 gün keşif amaçlı sahaya çıktık. Her gün çocuklar gibi mutlu gittik, mutlu geldik. Ancak 2023 yılında Güzeloluk – Kızılgeçit arasında aracımız çamura saplandı. Cep telefonlarının çekmediği, göstergelerin eksi dereceleri gösterdiği bölgede aracı çamurdan çıkarmak için saatlerce uğraştık ancak çıkaramadık. Hava kararınca sabaha kadar donmadan nasıl hayatta kalabiliriz diye düşündüğüm o anların sınırlarımı çok zorladığını söyleyebilirim.


Kilikya Yolu gibi, yalnızca doğa yürüyüşü rotası olmanın ötesinde kentin tarihsel, kültürel ve coğrafi hafızasını görünür kılan böylesine kapsamlı bir çalışmanın, yerel ölçekte nasıl karşılık bulduğu da oldukça önemli bir mesele. Bu noktada sormak isterim: Mersin halkı ve yerel yöneticiler, sizin yıllar süren emekle ortaya koyduğunuz bu önemli keşfin ve projenin ne ölçüde farkında?

Öncelikle Kilikya Yolu projesini emekleme aşamasında bir çocuk olarak düşünebiliriz. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımızın projenin önemini her ortamda anlatması ve diğer ilçe belediye başkanlarımızın projeye destek vermelerini önemli buluyorum. Ancak il genelinde diğer yöneticilerimiz için henüz tam farkındalık olduğunu düşünmüyorum.


Türkiye’de son yıllarda kültür yolları projelerinin sayısı artıyor ve bu durum, hem turizm hem de kültürel mirasın görünürlüğü açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bu bağlamda sormak isterim: Kilikya Yolu’nu diğer kültür yollarından ayıran farklılıklar nelerdir? Başka bir ifadeyle bu yolu benzersiz kılan şeyler nelerdir?

Kilikya Yolu’nu emsallerinden ayıran ve önemli kılan farklılık, Kilikya Yolu’nun birbirinden güzel dört ayrı tarih ve dört ayrı kültür üzerine kurulması olarak düşünebiliriz: İpek Yolu, Toros Yolu, Olba Yolu, Afrodit Yolu.


Ali Rıza Bey, Camino de Santiago ya da Likya Yolu gibi uluslararası bilinirliği yüksek rotalarla kıyaslandığında, Kilikya Yolu’nun da benzer bir küresel görünürlük kazanma potansiyeline sahip olduğu açıkça görülüyor. Bu bağlamda, Kilikya Yolu’nun uluslararası bir marka haline gelebilmesi için hangi adımların atılması gerekiyor?

Kilikya Yolu’nun küresel olarak tanınması ve marka olması için iyi bir reklam çalışmasının yapılması gerekiyor. Kilikya Yolu’nun korunması ve yaşatılması amacıyla kurmuş olduğumuz dernek aracılığıyla; il düzeyinde başta Valiliğimiz, belediyelerimiz, kamu kurum ve kuruluşlarımız, sivil toplum örgütlerimiz ile işbirliği içinde yürüyüş yolumuzun hak ettiği yere geleceğini düşünüyorum.


Sahada geçirilen yılların birikimiyle yalnızca bir rota oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda bu deneyimi sistemli ve öğretici bir rehbere dönüştürmeniz, sizi bu alanda güvenilir bir referans haline getiriyor. Kilikya Yolu’nu adım adım keşfederken edindiğiniz bu derin tecrübe göz önüne alındığında şunu sormak isterim: Benzer kültür ve doğa yollarını keşfetmek isteyen, ancak nereden başlayacağını bilemeyen doğaseverlere ne tür önerilerde bulunursunuz?

Öncelikle içinde tarihçi, arkeolog, yürüyüş lideri, haritacı ve mimarın bulunduğu, Ar-Ge gibi araştıran ve geliştiren gönüllü bir ekip kurarak başlamaları gerekiyor. Sabırlı olmalarını, teknolojiyi, harita bilgilerini, GPS ve Wikiloc gibi uygulamaları kullanmalarını; çobanlardan ve köylerin çınarlarından bilgi almalarını önerebilirim.


Ali Rıza Bey, yıllara yayılan emeğiniz, sahadaki kararlılığınız ve bu toprakların hafızasını görünür kılma çabanız, Kilikya Yolu’nu yalnızca bir rota değil, kalıcı bir kültür mirasına dönüştürmüş. Bu kıymetli katkınız için sizi içtenlikle tebrik ediyor, ortaya koyduğunuz bu anlamlı çalışmanın uzun yıllar boyunca yol gösterici olmasını diliyorum.

Kilikya Yolu kitabımın hızlı bir şekilde basılıp tarafıma gönderilmesinden dolayı Kalan Yayınları’na teşekkür ederim.

Detaylı Bilgi İçin Bizi Arayın