1,500.00 ₺ ve Üzeri Alışverişlerinizde Kargo Bedava!
Dr Serdal Uğurlu İnsanın En Büyük Mucizesi Hayal Edebileceklerini Yapabilmek, Yapabileceklerini Hayal Edebilmektir
Buradasınız: Anasayfa / Blog
30 Kasım -0001, Pazartesi
Dr Serdal Uğurlu İnsanın en büyük mucizesi hayal edebileceklerini yapabilmek, yapabileceklerini hayal edebilmektir
Dr Serdal Uğurlu İnsanın en büyük mucizesi hayal edebileceklerini yapabilmek, yapabileceklerini hayal edebilmektir

Dr. Serdal Uğurlu: “İnsanın en büyük mucizesi hayal edebileceklerini yapabilmek, yapabileceklerini hayal edebilmektir.”

SÖYLEŞİ: Aslı Kemal Gürbey

Dr. Serdal Uğurlu’nun, TANRI ZERRECİĞİ VE MEDİKAL ENSEST  isimli inceleme kitabı bu hafta Kalan Yayınları’ndan çıkarak raflardaki yerini aldı. Yazar ile kitap hakkında söyleşi yaptık.

Merhaba Serdal Bey. Yeni eseriniz hayırlı olsun. Farklı kitaplar da yazmışsınız fakat ben isminizi bu kitap vesilesiyle duydum. Öncelikle sizin kim olduğunuzu okurlarımıza tanıtarak başlamak isterim. Dr. Serdal Uğurlu kimdir?

Dr. Serdal Uğurlu 1954 yılında Samsun’da  doğdu. Üniversite hayatı dahil olmak üzere öğretim hayatını İstanbul’da  geçirdi. İlk görev yeri 1981 yılında İstanbul Çapa Tıp Fakültesi  DETAM (Aziz Sancar Araştırma Merkezi)dır. Histoloji ve Embriyoloji Dalında uzmanlığını İ.Ü. Sağlık Bilimleri Enstitüsünde tamamladı. Uzun Yıllar Tıp, Veterinerlik, Diş Hekimliği, Eczacılık Fakültelerinde ders verdi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde Deneysel Araştırma Merkezi Müdürlüğü yaptı. 1988 yılında Almanya’da üniversitede çalışmalar yaptı. 8 Adet bilimsel ve felsefi kitabı, 35 adet yurt içi ve yurtdışında yayınlanmış araştırma makaleleri bulunmaktadır. 2005 Yılı Dünya Bankası Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışması ödülü sahibidir. Halen bir Vakıf Üniversitesinde Tıp ve Diş Hekimliği fakültelerinde ders vermektedir.

 

"Tanrı Zerreciği" Başlığını seçerken kitapta bu konuyla ilgili nelerden bahsediyorsunuz ve okuyucunun bu konuyla ilgili bilimsel kazanımı ne olacak? Ayrıca dünyada yürütülen CERN projesi ile bir ilgisi var mı?

Temel ve biyolojik bilimler (tıp, genetik…)  ölümsüzlüğün peşindeler. Felsefe ise daha çok yaratılışın ve hakikatin peşindedir. Yaratılış konusu insanların en büyük merakı. Ve insanın yaradanı kim olduğu ile ilgili arayışı neden, nasıl, niçin sorularını sormaya başlayarak tarih boyunca bilimi ve felsefeyi geliştirdi. İnsanlığın en önemli buluşu olan dil gelişimi ile insan monologdan diyalog durumuna geçti. Karşılıklı anlaşmanın ötesinde karşılıklı tartışma, soru sorma, sorulara cevap arama gibi insanlar arasında dil ile beraber fikir alışverişleri olmaya başladı. Bunun dışında insan yavaş yavaş bakmanın  dışında çevresini tanımayı ve algılamayı öğrendi. Tarihsel süreç içerisindeki mağara toplumundan alet kullanan ve ticarete yönelen bir toplum süreci başladı. Bütün bu toplumsal gelişimler adalet duygusunu da birlikte geliştirmeye başladı. Yani yapılan her işte,  iki tarafın olduğu anlaşılmaya başlandı. Tanrı ya da yaratılan insan kendi hakları ve karşısındakinin hakları konusunda düşünmeye ve bunları belirli kurallara bağlamak istedi. Tabiat güçlerinden korkma dışında manevi korkularda  dinlerin ortaya çıkışı, doğa güçlerine karşı çaresiz kalan insanların çaresizliği korkusuyla birlikte sonra bunlara sebep olan varlıkların olduğunu düşündürerek onlara karşı ölüm sonrası ne yapacağını bilmediğinden dolayı bir olgu ortaya çıkarması gerekiyordu: Din. Tek tanrılı dinlere geldiğimiz zaman burada bir yaratan var ve bir de yaratılan; başta insan olmak üzere birçok canlı varlık etrafımızda bulunmaktadır. Tanrı Zerreciği hakkında Cern’de fiziksel anlamda ilk maddenin oluşumu konusunda araştırmalar yapılmaktadır. İslam dininin kutsal kitabı olan Kur'an-ı Kerim'deki ayetlere bakarak insanın ortaya çıkışı ile ilgili ayetler bulunmaktadır. Örneğin Taha Suresi 55. ayette seni balçıktan yarattım, derken birçok ayette seni bir su damlasından yarattık, deniliyor. Hicr Suresi’nde ise ona ruhumdan üfledim gibi teolojik açıklamalara rastlamaktayız. Ben de kitabımda, fiziksel olarak ortaya çıkan maddeden sonra canlının ortaya çıkışını ve RNA, DNA ve ötesinde yaratıldığımız zerreciği göstermeye çalıştım. Bana göre “Mikroskobun altında dinleri göremezsiniz ama! Yaratanı arayabilirsiniz.”

 "Medikal ensest" kavramı çok çarpıcı ve tartışmaya açık bir terim. Bu kavramı seçmenizin arkasındaki neden nedir?

Yardımcı Üreme Teknikleri ve Klonlama safdöl, Genetiği değiştirilmiş canlılar yapma gibi evrimsel süreç içerisinde biyolojik olarak kısıtlanmış olgulara müdahale ederek doğru işler mi yapıyoruz?  Kusursuz insan üretme safdöl=arıdöl gibi nesiller yaratma imkânları belki de genetik mutasyona aykırı! Doğa kendi içinde doğal seleksiyon yapmaktadır. Zayıf veya işe yaramayan yok olmaktadır. Almanların İkinci Dünya Savaşı öncesi yapmak istediği “übermench” fikri ile kıyaslandığında her şey normal kabul edilebilir mi? Ya da yeni Frankensteinler yaratma gibi bizi bekleyen riskler mi var? Normalde ahlaki ve hukuki olarak aile içi cinselliğe laboratuvar koşullarında mümkün kılmanın tıbbi manada bir ensest kabul edilebilirliği tartışmalı bir süreçtir. Ahlaki ve hukuki geleceği açısından buna dikkat çekmek istedim.”

Kitap kapağınızın arkasında bahsettiğiniz "teknolojik yaratılış" kavramını biraz daha açabilir misiniz? Bu kavramın insanlığın geleceğine etkilerini nasıl görüyorsunuz?

Kitabı okuyunca daha iyi anlayabileceğiniz bir terminoloji. Canlılığın ortaya çıkışından bu yana biyoloji/yaratılış vardı. Sofiya’yla başlayan Elon Musk ve diğerleri, insansı robotlar gibi yeni bir insan modelinin ortaya çıkmasının ön çalışmaları hızla devam etmektedir. Her şey Hollywood senaryolarıyla başlarken bugün gerçeğe dönüşmektedir. Kaş yaparken göz çıkarmaya dönüşmesin! Beyin vücudumuzun motor sistemini kontrol ediyor. Protez kol bacaklarla başlayan engelli insanlara yardım etme süreci artık metal kol bacaklarla insanoğlunu yataktan veya tekerlekli sandalyesinden kaldırdı. Bu faydalı gelişimlerin yanında bağımsız insan modelleri de geliştirildi. Bunlar şimdilik insanlığa hizmet ediyor görünüyor. Bilgisayar programları ile ne yapacakları belirleniyor. Yapay zekâ ile bir gün bunlar bağımsız hale gelebilir. Yaşamak için biz insanlar tarlaları ekmek zorundayız. Ama bu insansı robotların enerji kaynağı ışık, midesi akü. Bütün bunlar sonumuz olabilir ve artık teknolojik yaratılış ortaya çıkmıştır. Tanrı kim olacak veya Tanrı ölecek mi?

Kitabınızda, yardımcı üreme tekniklerinin insan soyuna etkilerini tartışıyorsunuz. Sizce bu teknolojilerin ilerlemesi, etik ve toplumsal açıdan hangi riskleri veya faydaları beraberinde getiriyor?

İnsanların kadına veya erkeğe bağlı cinsel kusurları (kısırlık) çocukları olmasına engel olmaktadır. Tıp, gösterdiği gelişmelerle bu insanları çocuk sahibi yapmaktadır. Sadece bu  insanların mutlu olması amaçlanmıştır. Bu faydalı hizmetler, babasız çocuklar olmasına da (isteğe bağlı) neden olabilir. LBGT bireylerin kendi hücrelerinden eşeysiz olarak çocuk sahibi olabilmesinin önü açılıyor. Bireyin kendi kök hücreleri 2n kromozomlu döllenmiş yumurta kabul edilebilir ve embriyoya dönüştürülebilir. Bu konuyla ilgili Japonya’da deneysel farelerde başarı elde edildi. Tıpkı Doly ve kınalı koyunlar gibi. Bugün yadırgadığımız bu gelişmeler coğrafya, toplumsal gelenekler üzerinde etki yaparak tabuları yıkıp ahlaki değişikliklere sebep olabilir. Kitabı okurken bazı kanaatlerimiz olumlu veya olumsuz yönde etkilenebilir. Özgürlüğün sonu neresi?

 

Sperm, yumurta ve embriyo satışı gibi konular farklı kültürlerde ve ülkelerde farklı şekilde değerlendiriliyor. Bu konuda global bir etik standart oluşturulabileceğini düşünüyor musunuz?

Savaşları önleyemeyen dünya, denizleri ve çevreyi kirleten insanoğlunun anlaşacağını sanmıyorum. Tarihe bakınca da ensest konusunda coğrafyalar ve sosyolojik etkilerde birörneklilik yok ne yazık ki. Doğacak çocuğun bu durumda olup olmadığını, isteyip istemediğini bilmiyoruz. Her şeyi biz istediğimiz için yapıyoruz.

Kitabınızın özellikle genetik ve tıbbi gelişmelere dayanan bölümlerinin, bilim çevrelerinden nasıl bir geri dönüş alacağını öngörüyorsunuz?

Bu konu ülkemizde bilimsel çevrelerin popüler yaklaşımından etkilenecektir. Dini ve ahlaki yaklaşımlalar belki tepki vereceklerdir. Benim amacım onların bildikleri veya bilmemezlikten geldikleri bilimsel konuları ortaya koymaktır. Olayların objektif veya sübjektif bakışla ilgili sonuçlarını yaşayacağız.

İnsanlığın geleceği açısından kitapta değindiğiniz konulardan en kritik bulduğunuz mesele hangisi?

İnsanların kendine benzeyen robotları insana tercih edecekleri.

Kitabınızda bilimsel verilerle birlikte felsefi bir bakış açısı da sunuyorsunuz. Bu ikisini birleştirmek nasıl bir yazınsal süreç gerektiriyor?

Biyolojik olarak hiçbir canlı mükemmel değildir. Eğer mükemmel olsaydı ölüm olmazdı. Canlılar evrim geçirir. Bulunduğu koşullara göre bu değişim olur. Örneğin insanda ayak parmakları evrimini tamamlayamamıştır. Oje sürmekten, tırnak batmasından başka bir pozitif katkısı yok. Suda yaşasaydık belki palet gibi olurdu ve tırnak batması derdimizde olmazdı. İleride şimdi telefonlarda en çok kullandığımız işaret parmağımız uzayacak belki. Beynimizin Frontal(alın) lopu çok kullanıldığından büyüyecek… Örnekler artırılabilir. Kişiliğimiz ve birikimlerimiz beyinde eğer beyini nakledebilirsek insansı robota, yeme sorunu da kalkabilir. Biz enerjiyi yiyeceklerden alıyoruz. Onlar ışıktan. Su bile gerekli olmayabilir. Bunların hepsi kritik konular, kimse olmayacağını garanti edemez. Sonuç olarak insanın en büyük mucizesi hayal edebileceklerini yapabilmek, yapabileceklerini hayal edebilmektir.

 

Tanrı Zerreciği ve Medikal Ensest kitabının tartışma yaratacak bir çalışma olduğunu düşünüyorum. İleride bu konulara ilişkin yeni kitaplar yazmayı veya daha derinlemesine araştırmalar yapmayı planlıyor musunuz?

Bu konuda bilimsel zeminde tartışacağımız rakiplerimin olması beni mutlu eder. Bilimin temeli sebep-sonuç ilişkisidir; bakmak değil, görmektir. Bu konularda insanlığın refahı için yapılan ve çevreye zarar vermeyen her şey bilimseldir. Eğer biz akıllı varlıklarsak, başka dünyalarda bu dünyada var olup da yok ettiklerimiz için araştırmaya  zaman ve para harcamamalıyız. Benimde bu yöndeki araştırmalarım devam edecek.

Söyleşiyi sonlandırırken okurlarınızın bol olmasını diliyorum. Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.   

Ben de size teşekkür ederim.

Detaylı Bilgi İçin Bizi Arayın