Zamanı yanlış yazmaya kimsenin gücü yetmez. Hayat, ancak doğru yaşamaya yetecek kadardır. Zaman dilimlerinde anları yakalayarak ölümsüz kılmayı başarmak ve sona inanmak, her şeye veda edebilme cesareti ister. Ölümün kendisi değil, eksik yaşanmışlıklar korkutur bizi. Bu kitap, kaçırılmaması gereken anların değerini anlatır. Okur, hayatın küçük anlarında saklı olan büyük duyguları yakalarken; kitabın her hikâyesi, onu insan ruhunun farklı köşelerinde bir yolculuğa çağırır. Yaşanan felaketin kişisel ve toplumsal yansımaları; yıkım, çaresizlik, kayıp, yas ve anlam arayışı gibi temalar etkileyici bir üslupla işlenirken, her hikâyede insan ruhunun dayanıklılığı, psikolojik gerçekler ve iyileşme, yeniden başlama azmi; nihai varış noktasında ise ruhani uyanış gözler önüne serilir. Gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşamdan ne beklediğimiz değil; esasen yaşamın bizden ne beklediği gerçeğidir.