Öğretmenlikten emekli olduktan sonra amatör bir ruhla kurduğum Mersin Zirve Dağcılık İhtisas Spor Kulübü çatısı altında yeni bir yola koyuldum. Bir kulüp kurmak işin başlangıcıydı; ancak asıl mesele onu sürdürülebilir kılmak ve nitelikli bir ekip ruhu inşa etmekti. Bunun için sürekli öğrenmek ve öğrendiklerimizi kuşaklara aktarmak elzemdi. Kamusal ve sosyal sorumluluk projeleriyle dağcılığı sadece bir spor değil, gelecek nesillere bırakılacak bir miras olarak gördüm. Mersin gibi, medeniyetlerin beşiği olmuş devasa bir kültür mozaiği üzerinde yaşıyorduk. Likya, Karia, Hitit ve Frig yollarında adımlarken kendime şu soruyu sordum: "Neden Mersin’in de bir kültür yolu olmasın?" Bu düşle yola çıktım. Mersin Büyükşehir Belediyesinin sponsorluğunda, Mersin Zirve Dağcılık İhtisas Spor Kulübünün rehberliğinde ve dönemin Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Sayın Prof. Dr. Murat Durukan’ın akademik danışmanlığında, beş yıllık hummalı bir çalışmanın sonucunda nihayet bu kentin de bir yürüyüş yolu oldu.
Bu proje; antik rotaların, ticaret yollarının, aşkın ve tarihin harmanlandığı bir sentezdir. Farklı kültürleri birbirine bağlayan İpek Yolu’ndan, Yörüklerin Toroslardaki kadim göç rotalarına; ismini güzellik tanrıçasından alan turkuaz koyların eşlik ettiği Afrodisias yollarından, Roma’nın taş döşeli hatlarına kadar uzanan bu yol, geçmişin izlerini bugüne taşıyor. Ali Rıza Demir