Rüzgârda titreyen kamış gibi geçirdik salgını, öksürüklü, ateşli ve dumanlanmış ciğerlerle. Birer istatistik veriye dönüşen ölülerimizi hatıralara koyarak boş sokaklara yenilgimizin resmini çizdik. Onlar kendi iç denizlerinde nefessiz çırpınırlarken sevdiklerini dünya gözüyle son defa görmeden, vedalaşmadan öldüler. Törensiz ve tenhada gömüldüler, kimsesiz ölüler gibi.
Dün çocuklarımızın yarınlarını çaldık, bugün acıyla hesapsız dünlerimizin hesabını ödüyoruz.
Koronavirüs, salgın boyunca bizde sınandı. Tüm yüceliklerimizle zayıflıklarımızı birer birer sergileyip durdu. Bu salgında rengin ve paranın ve makamın hiçliğini gördük.
Sürü bağışıklığı kazanıldı. Mikro dünya ile makro dünyamızın bu savaşını koronavirüs kaybetti. Çekilip gerillâ gibi sindi. Bilinmeyen bir zamanda, bir yerde başka biçimde yeniden vuracak.
Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Tüm takvimler yokluk ile sakat oldu. Koronadan önce, koronadan sonra var artık.
Karayalnızlığımız olan koronavirüsten yenilenerek mi çıktık, yoksa yenilerek mi?
Unutmayalım ölüp gidenleri. Her şey geçmiş, yaşanmamış olmasın.