Servet Çakmakçı, bu eserinde yalnızca bir mahalleyi değil; bir şehrin hafızasını, kaybolmaya yüz tutmuş kültürel mirasını ve insan hikâyeleriyle örülü kadim bir yaşamı anlatıyor.
Isvayka’nın taş sokaklarından Şeyh Hüseyin Naccar’ın mistik dünyasına, eski Siirt düğünlerinden Yumurta Bayramı’na kadar uzanan bu anlatı; geçmişin sesini bugüne taşıyan güçlü bir sözlü tarih niteliği taşıyor. Kitap boyunca yalnızca mekânlar değil; unutulan gelenekler, mahalle hafızası, halk dili, çocukluk anıları ve bir dönemin insan ilişkileri de yeniden hayat buluyor.
Güneş Isvayka’dan Doğar, nostaljiyle hatırayı, folklorla şehir tarihini ve kişisel tanıklığı iç içe geçirerek Siirt’in ruhuna dokunan samimi ve etkileyici bir anlatı sunuyor.